ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR KUNYE İLETİŞİM

SAAT-TAKVİM

 

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

GALERİ

HABER ARA


Gelişmiş Arama

REHİNECİ

Pınar Holt

14 Aralık 2020, 23:30

Pınar Holt

Değerli Dostlar,

Sizlerle bugün paylaşacağım aile hikayemizi bir süre önce teyzemden dinlemiştim. Ailece hikaye anlatmayı severiz. Biz çocukken rahmetli annanem dört torununu da eteğinin etrafına toplar, kendi yaşamı ve ailesi ile ilgili bir sürü hikayeler anlatırdı. Anlatıma; hem vuucut hareketlerini, hem yüz mimiklerini, ses tonunu öyle tadında katardı ki, biz gözlerimizi annanemin üzerinden alamaz, pür dikkat dinlerdik. Aynı anlatım yeteneği hem anname, hem teyzeme geçmiş. Şimdi teyzem çok rahatsız, konuşacak durumda değil ama iyi olduğu günlerin birinde işte en son anlattığı bu hikaye için; ‘Teyze, ben bunu köşe yazısı olarak yazarım.’ demiştim. Ve şimdi de bu hikayeyi sizlerle buluşturmak istedim.

Konu misafirperverlikten açılmıştı. Bu korona günlerinde ne misafirlik, ne bayram ziyaretleri kaldı diye konuşurken, misafir ağırlamanın kendi aile geçmişimizden beri ne kadar önemli olduğunu etkileyici bir hikaye ile vurguladı teyzem. Annanem çok genç yaşta dedemi kaybetmiş. Türkiye’nin 70 sene önceki şartlarında iki çocukla büyük sıkıntılar yaşayarak ayakta kalmaya çabalamış. Yani sene 1940’lar, Cumhuriyet kurulması ardından tekrar ayağa kalkmaya çalışan yeni bir ülke, ardından Atatürk’ün ölümü, üstüne 2. Dünya savaşı ve tüm bunların getirdiği yokluk, kıtlık ve sıkıntıları üzerinden atmaya çalışan bir dönem. Bir dilim ekmeğin hesabının yapıldığı bu ve benzeri gerçek hikayeleri dinlerken bile insanın inanması çok zor geliyor. Rahmetli annanem  hem ev işlerinde, hem mutfak işlerinde çok becerikliymiş. Hani aynı malzeme ve süreyi iki kişiye eşit şartlarda verirsiniz, aynı yemeği yaparlar da; birinin tadı iyi olur ama ötekinin tadı damağınızda kalır ya. İşte o tadı damağınızda kalan yemeği yapan annanemdi. Bir kilo patates, soğan, bir kaşık salça ve bir tutam tuz ile size dünyanın hiç bir yerinde tadamayacağınız muhteşemlikte patates yemeği yapabilirdi. Halk arasında buna ‘Elinin tadı güzel’ derler. Elinin tadı güzel ise ne yapsan güzel olur. Rahnetlinin köftesi de çok meşhurmuş, şehir dışından sırf köfte yemeğe gelirlermiş annanemim evine.

Yine bir gün şehir dışında yaşayan bir aile yakınımız, o zamanlar telefon olmadığından annaneme mektup göndermiş. Annanemin ismi Nadide idi. ‘Nadide, şu tarihlerde İstanbul’a iş için geleceğim. Hazırlan hanımla sana köfte yemeğe geleceğiz.’ Ancak bahsettiğim gibi, o dönemler  yokluk dönemi, kadın başına iki çocukla geçinmeye çalışan annanemin o sıralar misafir ağarlayacak parası yokmuş. Ama bir taraftan da misafir ağırlamak bir şeref meselesi, geri çevrilmesi, bahane üretilmesi mümkün değil. Ananaem ne yapayım, ne edeyim, nereden para bulayım diye düşünürken, çıkarmış gümüş konsolunun içinden bir gümüş eşya, tutmuş Karaköy’ün yolunu. Karaköy’de ne mi varmış? Efendim o zamanlar Karaköy’de rehineciler olurmuş. O zamanlar bu bir meslekmiş. Nakit paraya sıkıştığınızda, elinizde bulunan elektronik, gümüş, halı gibi değerli bir eşyanızı bırakır, nakit paranızı alırmışsınız. Sonra elinize para geçince, ödünç aldığınız parayı faiziyle iade eder, bıraktığınız eşyanızı da geri alırmışsınız.

İşte annanemde misafirlerini en iyi şekilde ağırlamak için vermiş gümüş parçayı, almış parasını, yapmış alışverişini, o dillere destan köftesini ve zeytinytağlılarını da yapmış. Diğer aile yakınlarını da davet etmiş, kocaman bir masa kurmuş. Kalabalık, cümbür cemaat layığıyla ağırlamış misafirlerini. Tabi bizde misafir hiç eksik olmadığından ve evde hep bir masa kurulduğundan, Karaköy’de ki rehineciler annanemi iyi tanırlarmış. Bilirlermiş annanemin elinin de, gönlünün de bol olduğunu, o yüzden de parayı faizsiz geri alırlarmış ondan.

Teyzemin demesine göre o zamanlar yokluk çokmuş ama gönüller bolmuş. Şimdi her şeyimiz var, masalarımız dolup, taşıyor. Hatta yemek artığı konusunda bir çok ülkeyi geçiyoruz ama maalesef gönüllerin güzelliğine hasret kaldığımız bir dönem yaşıyoruz. Üzerine de virüs salgının gelmesi tuzu biberi oldu. Belki de tüm dünyayı saran bu virüsün bize bir taraftan da vermek istediği bir mesaj var, kim bilir?

Sevgiyle.

 

Pınar Holt

Yazar, Davranış Bilimci, Konuşmacı

Email: pinarholt75@gmail.com

Web: www.pinarholt.com

Instagram: @pinarholtofficial

Linked-in: Pinar Holt

YouTube: Pinar Holt TV

 

 

Bu haber 3990 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
En şiddetli hastalıklardan biri SİNSİ hastalıktır.12 Ocak 2021

Yayınlarımız Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayımlanan yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.
Editör Giris -  Künye -  Bize Ulaşın - Sitene Ekle - RSS 2.0 | Giresun Haber

© 2010 - Tüm Hakları Saklıdır. Düzenleme: ESoyturk - Yazılım: MY Design

Yalova Termal -  Termalde Gidilecek Yerler -  Termalde Gezilecek Yerler
Etiketler
DÜN SON 7 GÜN Yalova Belediyespor Oyuncu Seçmeleri Baş Başkan Dağ' a Emniyetten Plaket HABER ARA Kültür - Sanat Altınova yaralarını sarıyor Papara F.C. Şampiyonluk Yemeğinde Buluşt Zeki Başol Tekrardan Sahnede Yavuz Bingöl İstifa Etti. Yalova'nın Armutlu ilçesi ve Köylerinde çeşmelerden çamurlu su akıyor. Psikolog Boztaş' tan bayanlara seminer Yalova Armutlu Şiirleri. / Hikmet OKUYAR Yalova'da deniz otobüsü iskeleye çarptı Valilik Makamında Ödül Töreni Bisiklet Takımızla Gurulandık Girka' nın 2. Şubesi Dualarla Açıldı Yalova Haberleri Karaca Heykeli Onarıldı Psikolog Boztaş' tan bayanlara semin Öğrenciler hasta veliler tepkili Mehmet DELİOĞLU Gençlik ve Spor Kulübü ( Ekonomi Hasan Topçular'ın Cumhuriyet Bayramı ile ilgili kutlama mesajı Siyaset 3-9 Kasım Organ Bağış Haftası İLETİŞİM Spor Dağ ''Çevreye zarar vermeyecek her türlü yatırıma destek vereceğim'' FOTO GALERİ Eğitim - Bilim - Teknoloji Yalova Belediyespor Oyuncu Seçmeleri Başladı Su İşleri Seriye Bağladı(5-1) Yalova' da Elektrik Kesintisi Duyrusu Yalova Medya Platformu Kuruldu Gesad' ın Ortaklık Teklifine Ret Çık BUGÜN Sağlık