Altyapı: MyDesign Haber Sistemi

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR KUNYE İLETİŞİM

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SAAT-TAKVİM

 

GALERİ

ORYANTALİZM

Deniz Karakurt

12 Ekim 2012, 22:52

Deniz Karakurt

Arap Baharı ve devrilen liderler, Ortadoğu’ya yönelik olarak Avrupa ülkeleri tarafından yapılan müdahaleler ve nihayet Suriye krizi derken bu coğrafya bir kez daha tüm Dünya’nın ve ülkemizin gündeminin odak noktası haline gelmiş durumda. Birleşmiş Milletler Örgütü’nün, Nato’nun, Amerika Birleşik Devletleri’nin, Rusya’nın, Çin’in ve Avrupa ülkelerinin yaklaşımları ve müdahalelerdeki rolleri büyük önem taşımakta. Tam da bu noktada durup kritik öneme sahip kavramları örneğin emperyalizmi ve bağlantılı olarak kültür emperyalizmini, sömürgeciliği ve güncel sorunları mesela küreselleşmeyi, yayılmacılığı doğru anlamak gerekmekte, hele de doğru çözümlemeler yapabilmek isteniyorsa… Çünkü bunları doğru olarak kavrayıp, netleştirmeden bu coğrafyada oynanan oyunları, yapılan hesapları tam olarak kavrayabilmek mümkün değildir. En azından genel bir bakış açısı oluşturabilmek adına bile tarihsel arka plana da bakmak gerekmekte. Geçmişten çıkarımlar yapabilmek, her ne kadar gözden kaçırılıp ihmal edilse de çok önemli. Bu nedenle bahsi geçen küresel olgulara geçip incelemeden önce biraz daha geriye gidip bir başlangıç noktası oluşturabilmek adına başka bir kavrama bakmak ve oradan yola çıkmak, kurulan bazı planların Batılı ülkeler tarafından nasıl titizlikte tezgâhlandığını göstermesi bakımından mühimdir. Bu bakımdan bahsedeceğimiz kavramın anahtar bir öneme sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Oryantalizm.

Bu kelimeyi ilk duyduğumuzda hemen hepimizin aklına “Oryantal” sözcüğü gelir/gelecektir doğal olarak ve zihnimizde Göbek Dansı’nı çağrıştıracaktır. Ama maalesef bu bir bilim dalıdır(!). Bir keresinde bu kavramın bir bilim dalının(!) adı olduğunu söylediğimde bir öğrencim: “Kıvırma Bilimi” diyerek ilginç bir yaklaşım sergilemişti. Gülüşmeler bittiğinde biraz düşündüm ve bu tabirin aslında hiç de yersiz olmadığı kanısına vardım. Evet -aslında göbek dansıyla bir ilgisi yoktu belki ama, yine de- sonuçta aynı kapıya çıkıyordu mecazi olarak.

Oryantal kelimesi Fransızca “Orient” kökünden gelir. Orient ise “Doğu” , “Güneş’in doğduğu taraf,” demektir. Bu bağlamda “Oryantal (Oriental)”; doğulu, doğuya özgü olan demektir. Bizim ilk aklımıza gelen kavramla yaklaşırsak; “doğulu dansı”, “doğuya özgü dans” şeklinde algılamak daha doğru olacaktır.

Aynı kelime kökeninden gelen, Oryantalizm ise Doğubilim (Os. Şarkiyat) anlamına gelir.

Bu bilim dalı(!), Dünya tarihinin en ilginç deney alanına sahiptir. Aslında “bilim dalı” olarak sınıflandırmak, maymunu kral yapmaktan farksızdır. Bu durumun nedenlerini anlayabilmek için, neler yaptıklarına bakmak gerekir. Ne yapmıştır bu bilim dalı(!) ve ne yapmaktadır, neler yapmaya devam edecektir? Öğrencimin de söylediği üzere; “kıvıracaktır”.

Oryantalizmin deney alanı, “Doğu”dur. Gerçi, bu deney alanına salt İslam coğrafyası olarak yaklaşanlar da vardır, -haksız da sayılmazlar- ama yine de bu alanı bu kadar daraltmak; Oryantalizmin mantığına ters düşer. Çünkü tıpkı bir dansöz edasıyla, masadan masaya uçar gibi; coğrafyadan coğrafyaya, kültürden kültüre konmuşlardır Oryantalist bilim adamları.

Henüz yeterince anlaşılır hale gelmediğinin farkındayım. Devam edelim…

Oryantalizm nedir?

Oryantalizm; bilim kisvesi altında doğuya, doğululara, doğu kültürlerine, doğu dinlerine (yalnızca İslam’a değil), doğulu önderlere, doğu toplumlarına iftiralar atma, onları aşağılama, aşağılık kompleksine sürükleme, hareketsiz ve kımıldayamaz hale getirecek sosyo-psikolojik altyapıyı hazırlama ve yürürlüğe koyma, kendine güvenemez hale dönüştürme sanatıdır(!). Evet bir sanattır, çünkü maharet ister. Göbek Dansı ne kadar sanatsa o da o kadar sanattır. Kabul etmek gerekir ki; Göbek Dansı yetenek işidir.

Bir oryantalist (kendisine bilim adamı(!) ünvanları verilmiştir çoğu zaman), bir kitap yazar ve yayınlar. Doğu kültürüne de gerçekten de vakıftır; iyi bilir, iyi tanır. Hatta doğu kültürünün/kültürlerinin ve toplumlarının içinde uzun yıllar yaşamıştır. Bu kitabı alır okursunuz. Tespitler doğrudur. Şaşırırsınız. Ama bu kitabın bir özelliği vardır; söylediği ve herkesin doğru olarak algılayacağı 8 tane gerçeğin yanında size 2 tane büyük iftirayı, büyük yalanı da gerçek diye yutturur. Olur size 10… Bazen bu 100 olur. Çünkü 99 tane gerçeği, aradaki bir yalanı size yutturmak için yem olarak kullanacaktır. Evet şaşırmayın. O bir tane yalanı yutturmak için onbinlerce dolarlık, yüzbinlerce dolarlık bütçeler ayrılır. Kitaplar basılır, dağıtılır…

Eksik ve hatalı söyledik; geçmişte kaldı bunlar, artık daha kolay ve daha zahmetsizce yürütülüyor bu projeler. İnternet var, televizyonlar var… Kitaba gerek yok. Yalanları yutturmak da, tıpkı genetiği bozuk organizmaları yutturmak kadar kolay maalesef ve bir o kadar tehlikeli.

Neler yapmışlar? Birkaç örnek verelim.

Günümüz biliminin verileri doğrultusunda toplumbilimciler; öznel örnekler dışında insanlık tarihinde -hele de karın doyurmak amacıyla- yamyamlık diye bir olgunun hiçbir zaman var olmadığını ispatladılar. İnsan eti yiyenler elbette olmuş; adamın birisi bir dağın başında aç kalmış veya ruhsal dengesi bozukmuş… Ya da savaş sonrası düşmanın bedeninden bir parçayı yemek bazı ilkel topluluklarda bir törenmiş. Bu toplulukların sayısı da zaten çok az ve amaçları karın doyurmak değil. Ayrıca bütün bu saydığımız sınırlı durumlarda sırf Afrika’ya özgü bir durum değil, Avrupa toplumlarının geçmişlerinde de mevcut. Öyleyse yamyam zenci iftirası niye atılmış. Çok basit… Bu insanları Afrika kıtasından gemilere doldurup, köle olarak Yeni Dünya’ya taşımanın siyasi açıklaması olabilsin diye. Dikkat edelim; siyasi açıklaması olsun diye… Yani bu insanlık dışı uygulamaya karşı sesini yükseltecek olanlara karşı-sav oluşturabilmek için…

Bir başka örneği hepimiz çok iyi biliriz ve hatta inanır üzerine de savunma amaçlı açıklamalar yapmaya çalışırız. (Baştan söyleyelim; aslında yoktur öyle bir şey.) Ne demiştir Oryantalistler?: Ebubekir kızı Ayşe, Hz. Muhammed ile evlendiğinde 7 (yedi) yaşındaydı. Bu yalanı yukarıda anlattığımız teknikle yutturmuşlardır. Artık kıvran dur, mantıklı açıklama bulmak için; Arap yarımadasında kızlar erken baliğ olurmuş, Hz. Peygamberin evlenmekteki amacı küçük yaştaki genç kızlara tebliği ulaştırabilmekmiş falan… Halbuki, Hz. Peygamber ile evlendiğinde 17 yaşında olduğu belgelerle ispatlanmıştır. Şaşırtıcı gelebilir ama Arap söyleyişi ile “Aişe binti Ebubekr”in yaşının evlendiğinde 17 olduğuna dair bilgiler gerçekten de belge ile ispatlanmıştır. Ne belgesi diyenler için söyleyelim; bu bilgi, o dönemde yazılmış bir mektupta yer almaktadır. (Geniş açıklama Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaynaklarında mevcuttur.) Yani neredeyse bizdeki yasal yaş sınırındadır. Bu belgeli ispata rağmen İslam toplumları olarak bu tuzağa düşmüşüzdür hep birlikte.

Örnekler anlatmakla bitmez; Atatürk’e atılan iftiralar, Atatürk’ü din düşmanı gibi gösteren uyduruk evraklar. (Oysaki; Atatürk, 1934 yılında Hz.Muhammed’e hakaret eden oryantalist bir kitabı okuyarak, sinirlenmiş ve kitabın Türkiye’ye sokulmasını yasaklamıştır.) Hintli Lider Gandi’ye, Afrikalı önderlere atılan iftiralar… Kuran’ın ayetlerine yönelik yorum çarpıtmaları… Doğu toplumlarının yaşayışlarının ve toplumsal hayatlarının kasıtlı olarak yanlış aktarılması… Cinsel sapkınlıkların her türünün doğululara yakıştırılması…

Elbette ki; “Doğu” sütten çıkmış ak kaşık değildir, doğu kültürlerinin de hataları vardır, tarihte pek çok yanlışlıklar yapılmıştır, yapılmaya devam edilmektedir. Ama Batı’nın Doğu’ya söyleyecek lafı yoktur; bırakın geçmiş çağları, yakın tarihte Emperyalizm denen olgu ile Dünyayı sömürmüşlerdir ve sömürmeye de devam etmektedirler. Sonuçta kültürel ve doğal dengeler bozulmaktadır. İnsan doğası ve ruhsal yapısı bile anlaşılmaz ve içinden çıkılmaz bir hal almaktadır.

Oryantalizmin ipliğini ilk olarak pazara çıkaran, marifetlerini ortaya döken, 2003 yılında ölmüş olan Filistin kökenli Edward Said’dir. Amerika’da profesörlük yapmış olan Said, Hıristiyan’dır; ancak doğuya karşı yapılan tüm kültürel saldırıları bir bütün olarak algıladığı için İslam’ı ve hatta diğer doğu dinlerini ve kültürlerini daima tepkisel bir biçimde savunmuştur. Bu alanda bir başyapıt olan “Orientalisme (Oryantalizm)” adlı kitabı bir ilktir.

***

Yazımızı, Oryantalist mantığın uzantısı olan, somut bir olaya dayalı bir soruyla bitirelim: ABD, 2. Körfez Savaşı’nda akıllı füzeleri ile Bağdat’ta ilk olarak nereyi vurmuştur?

Açıklama: Akıllı füzeler (hedef olarak girilen koordinatların 50 metre uzağına düşünce patlamayan bu megatonluk bombalar) ile vurulduğuna göre yanlışlıkla olmadığı kesindir.

Cevap: Bağdat Müzesi (Avrupa ve Asya’nın en kapsamlı ve en büyük müzeleri arasında ilk üçe giriyordu.)

Bundan sonra Oryantalizmin tamamlayıcısı ve çağdaş bir uzantısı olarak Kültür Emperyalizmine bakmak gerekecektir.

Yazar Hakkında:

İşçi olarak çalışmak için, Türkiye'den göçerek Almanya'ya yerleşmiş olan bir ailenin ilk çocuğu olan Deniz KARAKURT;Bremen eyaletinin liman kenti olan Bremerhaven'de 1978 yılında dünyaya geldi. Bu ülkede kaldığı süre altı yıl zarfında, geleneksel aile çatısı altında; ebeveyninin yanı sıra dedesi ve babaannesi ile birlikte yaşadı.

Babasının bir iş kazası sonucu ölümü üzerine, ailesi ile birlikte Türkiye’ye kesin dönüş yaptı. İlk, orta ve lise öğrenimini memleketi olan Sivas’ta tamamladı. Eskişehir’de aldığı Maden Mühendisliği eğitimini bırakarak Sivas’a tekrar döndü. Cumhuriyet Üniversitesi’nde İşletme Bölümü’nü bitirdikten sonra iki yıla yakın bir süre Kütahya’da Devlet Memurluğu yaptıktan sonra istifa etti. Askerlik görevini tankçı olarak tamamladı. Halen Cumhuriyet Üniversitesi’nde, Muhasebe dalında Öğretim Görevlisi olarak meslek yaşamını sürdürmekte olan yazar evlidir.

Bu haber 6952 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Yediğimizden İkram Edelim27 Ekim 2018

Yayınlarımız Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayımlanan yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.
Editör Giris -  Künye -  Bize Ulaşın - Sitene Ekle - RSS 2.0 | Giresun Haber

© 2010 - Tüm Hakları Saklıdır. Düzenleme: ESoyturk - Yazılım: MY Design

Yalova Termal -  Termalde Gidilecek Yerler -  Termalde Gezilecek Yerler

Sitetistik
Etiketler
DÜN SON 7 GÜN Yalova Belediyespor Oyuncu Seçmeleri Baş Başkan Dağ' a Emniyetten Plaket HABER ARA Kültür - Sanat Altınova yaralarını sarıyor Papara F.C. Şampiyonluk Yemeğinde Buluşt Zeki Başol Tekrardan Sahnede Yavuz Bingöl İstifa Etti. Yalova'nın Armutlu ilçesi ve Köylerinde çeşmelerden çamurlu su akıyor. Psikolog Boztaş' tan bayanlara seminer Yalova Armutlu Şiirleri. / Hikmet OKUYAR Yalova'da deniz otobüsü iskeleye çarptı Valilik Makamında Ödül Töreni Bisiklet Takımızla Gurulandık Girka' nın 2. Şubesi Dualarla Açıldı Yalova Haberleri Karaca Heykeli Onarıldı Psikolog Boztaş' tan bayanlara semin Öğrenciler hasta veliler tepkili Mehmet DELİOĞLU Gençlik ve Spor Kulübü ( Ekonomi Hasan Topçular'ın Cumhuriyet Bayramı ile ilgili kutlama mesajı Siyaset 3-9 Kasım Organ Bağış Haftası İLETİŞİM Spor Dağ ''Çevreye zarar vermeyecek her türlü yatırıma destek vereceğim'' FOTO GALERİ Eğitim - Bilim - Teknoloji Yalova Belediyespor Oyuncu Seçmeleri Başladı Su İşleri Seriye Bağladı(5-1) Yalova' da Elektrik Kesintisi Duyrusu Yalova Medya Platformu Kuruldu Gesad' ın Ortaklık Teklifine Ret Çık BUGÜN Sağlık